Amerika, son 33 senede ülkemizde iki film sahneye koydu.

Amerika, son 33 senede ülkemizde iki film sahneye koydu.
İki filmin de konusu aynı idi;
Amerika’nın bölgemizdeki menfaatlerinin gerçekleşmesine hizmet edecek ve “Federasyon Kovboyu” olmayı kabullenecek kişileri işbaşına getirmek!

5 Haziran 1977 Genel Seçimlerinde Erbakan’ın adamı olarak İzmir’den
Milli Selamet Partisi milletvekili adayı olan Nakşibendî Tarikatından Turgut Özal seçimi kazanamamıştı. (Bademlerin İzmir nefreti bu yüzdendir)
Daha sonra Sayın Demirel, Özal’ı hem Başbakanlık Müsteşarı hem de DPT Müsteşarı yaparak, devlet bürokrasisinin tepesine oturtmuştu!
Amerika’nın talimatıyla darbe yapan Kenan Evren de, Özal’ın yolunu temizlemiş ve Darbe Hükümetinde Başbakan Yardımcılığı vererek ona Başbakanlık yolunu açmıştı. 1983 senesinde ANAP iktidar, Özal Başbakan olmuştu. 6 yıl süren Başbakanlığı sürecinde Özal, Kürtçü-Bölücülerin ve Amerika’nın istediği, kendisinin de kafasında ve gönlünde olan “Federasyon” fikrini gerçekleştirmek için çok uğraştı.

Ne Semra Hanımın akçeli ilişkileri, ne çocuklarının aniden süper zengin olmaları Özal’ın Türk Milletindeki itibarını pek sarsmadı! Ama ne zaman ki Türk Milleti, Özal’ın ülkenin bölünmesine yol açacak “Kürtlere Federasyon” hakkı verilmesine inandığını anladı, oylarını %40’lardan %21.75’e
indiriverdi. Panik içindeki Özal, arkasında %21.75’lik oyla Cumhurbaşkanı oldu. SHP ve DYP, TBMM’deki Cumhurbaşkanı seçimine katılmadılar.
Cumhurbaşkanlığının son zamanlarında Özal, “Federasyon” konusundaki çalışmalarını hızlandırmış ve yeni bir parti kurmayı tasarlayarak, aktif siyaset hazırlıklarına başlamıştı.
Birinci Amerikan filmi, Özal’ın vefat etmesi sonucu “The End” yazısının perdede planlanandan erken görünmesiyle bitti!...

İkinci Amerikan Filmi vizyona girmeden evvel Erbakan-Çiller Hükümeti ile bir deneme yapıldı. Fakat bizler o oyunu bozup, filmlerini başlarına geçirdik.
28 Şubat denince, dibi yanmış gibi bağırmalarının sebebi budur.

İkinci Filmin senaryosu RTE Başbakan olmadan çok evvel güncellenmişti.
Amerika bu kez işi sıkı tutmuştu. “Ilımlı İslam” , “Dinler Arası Diyalog” teraneleriyle mevzi tahkim edilmiş, Cemaat’in başı CIA tarafından esir alınmış, tarikatlar, numaralı Cumhuriyetçiler, AB adlı elma şekercileri, Kürtçü-Bölücüler ve “Hepimiz Ermeniyiz’ciler” bir araya toplanmış ve uluslararası sıcak para muslukları sonuna kadar açılmıştı. Böylelikle Türk Milleti yapmacık bir bolluğa alıştırılmış ve kredi oyunlarıyla boğazına kadar borçlandırılmaya başlanmıştı.

Türk Ordusunun kahraman subayları sahte dijital delillerle hapsedilmiş, bilim adamları ve aydınlar aynı sahte gerekçelerle tutuklanmışlardı. Üstüne üstlük sabıkalı bir program olan “Seçsis” sistemi ile “oy kaydırmanın” ve bilgisayar üzerinden milli iradenin çarpıtılmasının yolu açılmıştı.
Amerika’nın kendisine verdiği “Eşbaşkanlık” gazıyla, kendisini bir anda dünya lideri olarak görmeye başlayan RTE, yargıyı da büyük ölçüde etki altına aldı.
Federasyona gidecek yolu “Habur” trajedisiyle açmayı yüzüne gözüne bulaştıran Türkiyeli, son kozunu İmralı canisi ve Türk Milletinin azılı düşmanı Öcalan’ı çözüm için tek yol diye gösterip, Barzani’den sonra onu da onurlandırması ve “terörü bitirme” aldatmacasıyla federasyonun önünü açmaya çalışarak oynuyor.

Amerika yanlış ata oynadığını yeni-yeni anlamaya başladı. Kovboy rolü verdiği kişi ata binemiyordu! Binmesi ile tepesi üstü düşmesi bir oluyordu.
Ata binmesini bilmeyen, bir de bazen söz dinlemeyen bir kovboyla bu film tamamlanamazdı. ABD Ankara Büyükelçisinin son konuşmalarını bu bağlamda değerlendirmek gerekir.

Türk Milleti, RTE ve PKK Lideri arasındaki bu büyük aşkı şaşkınlıkla izliyor!
RTE’nin ağzından çıkan her “İmralı” lafı, oy oranını aşağıya çekiyor.
Bu oy kaybı öyle bir hale gelecek ki RTE, ustası Özal’ın %21.75 oyunu mumla arayacak.

Türkiyeli Milletinin değerli eşbaşkanı Tayyip Bey;
Hadi Amerikalılar, Türk Milletinin “dualı” olduğunu bilmiyorlar. Sen de mi unuttun be delikanlım?
Hatırlasana, Kurtuluş Savaşında ABD desteğiyle İngiliz’i-Fransız’ı-Yunanlısı-Ermeni’si-Kürtçü Kürdistancısı-Yobazı- Şeriatçısı bir araya geldiler de bir Mehmetçik hepsine yetmişti…
Şimdi, milyonlarca eğitimli “Atatürk Askeri” var. Bizler dedelerimizi utandıracak bir nesil miyiz?
The End / Son… Gelecek program; “Hesap zamanı!...”

 

Sağlık ve başarı dileklerimle 07 Şubat 2013

 

RİFAT SERDAROĞLU

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !